| | TAYAD'lılar 41 gündür tutsak! |
17 TAYAD'lı, 15 Haziran sabahı gözaltına alındılar. 8'i geçen hafta tahliye edildi, diğerleri o günden bu yana tutsaklar.
41 gündür ses vermeyenler, neyi bekliyor? 17 TAYAD'lı, 15 Haziran sabahı gözaltına alındılar. 8'i geçen hafta tahliye edildi, diğerleri o günden bu yana tutsaklar. Suç(!)ları, biliniyor: Hasta tutsaklara sahip çıkmak. Güler Zereler, Abdullah Akçaylar katledilmesin diye mücadele etmek. Güler Zere'nin cenazesine katılmak. Mahir Çayan'ı anmak. Bunlar, sınıflar mücadelesiyle ilgili herkesin bildiği gibi, yasal, demokratik haklardır. TAYAD'lıların açıkça bu gerekçeler gösterilerek tutuklanması, yasal demokratik haklara, demokratik mücadeleye pervasız bir saldırıdır. * Saldırının muhtevasında mesela şunlar vardır: Bu ülkede artık sendikalar olmayacak... Odalar, yasalardan kaynaklanan yasal haklarını kullanamayacak... Öğrenciler artık şehit düşmüş bir devrimci öğrenciyi anamayacaklar... Tutuklu yakınları, yakınlarına sahip çıkamayacaklar... Abartıldığını düşünenler olabilir. Fakat bu tamamen, saldırıya nasıl karşı durulduğuna bağlıdır. Eğer, bu saldırı karşısındaki tavır, egemen sınıfları cüretlendiren bir tavır olursa, egemenlerin, demokratik mücadele ve örgütlenmenin sınırlarını biraz daha daraltmak için bir adım daha atacaklarından kimsenin kuşkusu olmasın. İnanıyoruz ki, ülkemiz sınıflar mücadelesi hakkında az çok bilgisi olan hemen herkes, bu gerçeğin farkındadır. İşte buna rağmen varolan sessizlik, sorgulanmayı gerektiriyor. * Biliyoruz, "gündemleriniz" yine yoğundur. Ama artık ders çıkarmalıyız bu yaklaşımlardan. Bu tarihten ders çıkarmalıyız. "F Tipleri işçilerin gündemi değil" diyerek, 7 yıl boyunca uzak durdunuz direnişten ve tecrit sorunundan. Başka gündemlerimiz var, başka yoğunluklarımız var diyerek kaçtınız pratik sorumluluklarınızdan. Üyelerimizi bu konularla ilgilenme konusunda ikna etmekte zorlanıyoruz diyerek geri eğilimlere sığındınız... Peki soruyoruz; bu yaklaşımlar, işçi sınıfının, emekçi halkın, demokratik kitle örgütlerinin mücadelesini mi geliştirdi? Bu politikaları savunanları kitleselleştirdi mi? Neye hizmet etti? * TAYAD'lılara sahip çıkın demiyoruz esasında. Kendi haklarınıza, kendi varlık zemininize sahip çıkın diyoruz. Ona sahip çıktığınızda zaten TAYAD'lılara sahip çıkmış olacaksınız. Şurası çok açıktır: Kendi varoluşunuzu, kendi meşruluğunuzu savunamazsanız, başka hiçbir gündeme ciddi, sonuç alıcı bir müdahalede bulunamazsınız. Fakat şunu da eklemeliyiz: TAYAD'lıları sahiplenmeyle kendi mücadeleniz ve örgütlenmeniz arasında böyle bir bağ olmasa da elbette sahip çıkmalısınız. Halkın mücadelesinde tutsak düşenleri sahiplenmenin sorumluluk olduğu bilinciyle sahip çıkmalısınız. Onyıllardır zulme uğrayan herkesin yanında olan bir demokratik kitle örgütüne karşı duyulması gereken saygı ve sahiplenme duygusuyla sahip çıkmalısınız. Bir vefa olarak sahip çıkmalısınız. Devrimci demokrat tüm kişiler ve örgütlü güçler! Siyasi hareketler! İşçi memur sendikaları ve konfederasyonları! Meslek odaları! Yöresel dernekler! Alevi dernekleri! Adli, siyasi tüm tutuklu ve hükümlü yakınları! Sizler nezdinde, tüm halkımızı tutuklu TAYAD'lılara sahip çıkmaya çağırıyoruz. Faşizmin tutuklama terörünü püskürtebiliriz. Bakın, Güler Zere'yi nasıl çekip aldık zulmün elinden. Ve yine dikkatinize sunmak isteriz ki, Güler Zereler katledilmesin diye yürümeye devam ediyoruz. Bakın, 17 TAYAD'lının tutuklanmasına karşı mücadele de ilk sonuçlarını vermiştir. Demokratik mücadele böyle veriliyor. Eğer faşizm koşullarında bir sonuç almak mümkünse, ancak böyle alınabiliyor. Bu mücadelede yeriniz, yanımızdır; siz de yerinizi almalısınız. |
| 2010.07.25 |