| Başbakan 17 Yaşındaki Abdullah Akçay'ı Katletti
- "Başvurmadık yer kalmadı" diyordu Akçay'ın babası. Tedavi ettirmek için değil, "son günlerini" yanlarında geçirmesi için!

17 Yaşında İdam Edilen Erdal Eren'e Gözyaşı Döken Başbakan,

17 Yaşındaki Hasta Tutuklu Abdullah Akçay'ı Katletti



- "Başvurmadık yer kalmadı" diyordu Akçay'ın babası. Tedavi ettirmek için değil, "son günlerini" yanlarında geçirmesi için!

- AKP iktidarı hasta tutsak Abdullah Akçay'a son günlerini ailesinin yanında geçirme hakkını vermedi

- Abdullah Akçay'ı bir hastane bodrumunda gün gün öldürenlerin zulmüne dur diyelim!


Oğlunun ölümü ile ilgili olarak hastane bahçesinde, "Her yere başvurduk" diyordu Ahmet Akçay. Sonra da sırayla sayıyordu; "Cumhurbaşkanı'na, Başbakan'a..." diye devam ediyordu.

Aylardır başvurmadık yer bırakmadılar. "Cezası kaldırılsın", "dışarda tedavi ettirelim" diye değildi başvuruları. Tek bir şey için çocuklarının serbest bırakılmasını istediler günlerce...

Çocuklarının yanıbaşlarında, kardeşlerinin yanında ölmesi için, ölme hakkı için istediler.

Pis bir bodrum katında, tecrit altında son günlerini geçirmesin istediler. Ama tüm kapılar yüzlerine kapandı.

Herkesin "imdadına koşan" Twitter bile kullanan "yufka yürekli" Cumhurbaşkanı sihirli değneğini onlara tutmamıştı.

Kürsülerde ağlayan Başbakan Erdoğan, her fırsatta gözyaşı döken "müşfik" Bülent Arınç'ta oralı olmamıştı nedense.

İsrail tarafından Mavi Marmara gemisinde katledilen 19 yaşındaki Furkan Doğan kadar değeri yoktu Abdullah Akçay'ın.

Kürsüde, faşist cuntanın yaşını büyüterek astığı 17 yaşındaki Erdal Eren için "içi titreyen", "gözyaşı döken" Başbakan Erdoğan, 17 yaşındaki Abdullah Akçay için kılını bile kıpırdatmadı.


Bir bodrum hücresinde katlettiler

"Doktorun bana söylediğini ben söylüyorum; "Eğer bu çocuk mahkum olmasaydı biz bunu taburcu etmiştik. Taburcu ederdik çünkü şimdi yapılacak bir şey kalmadı" "(Ahmet Akçay, Yürüyüş, sayı:224)

Aylar öncesinden artık Abdullah Akçay için yapacak bir şey kalmamıştı. Doktorlar, "yapılacak bir şey" yok diyorlardı.

Ama ona rağmen tam 11 ay boyunca; bir bodrumda, bir zemin katta, 4 metre karelik bir hücrede, havasız, güneş yüzü görmeden gün gün, saat saat katledildi.

Abdullah Akçay'a 11 aydır bu hücrede ölümü yaşattılar. Ölümü bekledi burada 17 yaşındaki bir kanser hastası tutuklu.

14 yaşında tutuklandığında ona on yılları bulan cezalar yağdırdılar.. Düzen ona hapishaneleri reva görmüş, önüne fazla seçenek de koymamıştı.

Hapishane koşullarında kan kanserine yakalandı Abdullah Akçay. Bırakın tedavi edilmeyi aylarca doktor yüzü bile görmedi.

"Cezaevinde bir ağrı kesici bile vermemişler. Hatta çocuk... Karnı şişmiş, dalak şişmiş o durumda buraya gelinceye kadar bir ilaç bile vermediler. Buraya geldiği zaman kontrol altına aldılar ama artık çok geçti." (Ahmet Akçay, Yürüyüş)

Bir ağrı kesiciyi bile çok gördüler. Acılar, ağrılar içinde günlerce kıvranarak tutuldu Abdullah Akçay.


"Hapishane'de tedavi görebilir" raporu veren Nur Birgenler ve Adli Tıp

Adli Tıp, Şubat 2010'da yapılan başvuruya 21 Mayıs 2010'da cevap verdi. Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu Başkanı Nur Birgen ve heyeti, Akçay'ın "tedavi sürecince hastane şartlarında infazının uygun olduğu, hapis cezasının infazının mahkûm hayatı için kesin bir tehlike teşkil etmediğini" belirtti.

Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi ise 18.06.2010 tarihli raporunda Adli Tıp Raporunu yalanlıyor ve "hastanın hayati tehlikesi vardır. Cezaevi koşullarında kalması uygun değildir." diyordu.

AKP iktidarı ve Adli Tıp Akçay'ı katletmek için herşeyi yaptılar. Akçay'ın serbest bırakılması için yürütülen mücadeleler sonucu Adli Tıp geri adım atarak, 14 Temmuz'da serbest bırakma kararı verdi. Ama çok geçti. Karar çıkmadan, Akçay'ı katlettiler.
2010.07.25
Geri Dön