| | Avrupa'da Yürüyüş |
Mahir Çayan'ı anmak ve Güler Zere'ye özgürlük eylemlerine katıldıkları gerekçesiyle tutuklanan 17 TAYAD'lı için İngiltere, İsviçre, Almanya ve Fransa'da eylemler yapıldı.
İngiltere'nin başkenti Londra'da 14 Temmuz günü TAYAD Komite tarafından eylem yapıldı. "Hasta Tutsaklara Sahip Çıktıkları İçin, Katledilen Devrimcilerin Cenazelerini Omuzladıkları İçin, Tecrite Karşı Mücadele Eden TAYAD'lılar Tecritte! Tutuklu TAYAD'lılar Derhal Serbest Bırakılsın!" pankartı açılan eylemde, "Susmayacağız, Zulmünüze Boyun Eğmeyeceğiz, TAYAD'lılara Özgürlük", "TAYAD'lılar Tecrite Sığmaz, Tecrite Son!" yazan dövizler taşındı. Tecrit altındaki TAYAD'lıları zulmün elinde çekip alacakları vurgulanan eylem; "Halkız Haklıyız Kazanacağız" sloganıyla sona erdi. İsviçre'nin Basel kentinde 16 Temmuz günü Halk Cepheliler tarafından stant açıldı. "Güler Zere'ye Sahip Çıkmak, Mahir Çayan'ı Anmak Suç Değildir" başlıklı bildiri dağıtılan stantta, tutuklu TAYAD'lıların serbest bırakılması için TBMM'ye gönderilmek üzere imza toplandı. Almanya'da 17 Temmuz günü Köln'de TAYAD'lılar için imza toplanarak yaşanan hukuksuzluk teşhir edildi. Berlin'de de Kreuzberg Cuma pazarı önüne ve Kreuzberg Kotbussertor Meydanı'na kurulan masalarla imza toplandı. Halk Cepheliler her hafta Cuma ve Cumartesi günleri imza masaları açarak hukuksuzluğu teşhir edeceklerini belirttiler. Fransa'da Paris Özgürlük Komitesi tarafından 17 ve 18 Temmuz günleri imza toplandı. İki gün süren çalışma sonucunda 700 bildiri dağıtıldı ve 300 imza toplanıldı. *** 12 Temmuz Şehitleri Anıldı 12-14 Temmuz 1992'de kaldıkları evlerde oligarşinin polisleri tarafından katledilen devrimciler Fransa, Avusturya ve Almanya'da anıldı. 18 Temmuz günü Fransa'da Strasbourg Saint-Denis Kemer önünde yapılan program İbrahim Karaca'nın "Ölümsüz" şiiriyle başladı. Programda yapılan konuşmada katliamın nedenleri ve nasıl gerçekleştirildiği anlatıldı ve "Daha da öleceğiz çünkü devrim iddiamızı taşıyor, devrim yürüyüşümüzü sürdürüyoruz" denildi. 40 kişinin katıldığı anmada "12 Temmuz Direnişi Yenilmezliğimizdir" pankartı açıldı ve "Kurtuluş Kavgada Zafer Cephede", "Devrim Şehitleri Ölümsüzdür" sloganları atıldı. 17 Temmuz günü Avusturya'nın Viyana kentinde Halk Cepheliler tarafından bir anma yapıldı. Anmada yapılan konuşmada 12 Temmuz şehitlerinin miraslarını devam ettiren devrimcilerden ve Avrupa'daki yozlaşmadan bahsedildi. Anmanın yapıldığı salonda "12 Temmuz Şehitleri Emperyalizme Karşı Direnmenin Adıdır" pankartı ve karafillerle süslenmiş şehitlerin fotoğraflarının olduğu bir masa açıldı. Almanya'da Irkçılığa Karşı Mücadele Derneği'nde (IKAD) 12 Temmuz şehitleri anıldı. 12 Temmuz şehitlerinin resimleri ve sloganlar yazılı bir panonun asıldığı anmada, "12 Temmuz şehitleri emperyalizme karşı sürdürdüğümüz savaşın çok ağır bir bedeliydi. Bizler Kızıldere'den bu yana bu bedelleri ödeyerek ölümsüzleştik" denildi. *** Fransa'da Emperyalizmin Askeri Varlığına Karşı Eylemler Fransa Paris ve Nancy kentlerinde "Emperyalizmin Askeri Varlığına Karşı Mücadele Günü" çerçevesinde eylemler yapıldı. Paris'te 12 Temmuz günü Halk Cepheliler tarafından, Türk ve Kürt halkının yaşadığı Strasbourg Saint-Denis'de eylem yapıldı. 12 Temmuz 2006'da İsrail'in Lübnan'a saldırısı protesto edildi. Ayrıca 12 Temmuz 1992'de katledilen Devrimci Sol önderleri ve kadroları anıldı. Nancy'de 11 Temmuz günü Maginot Meydanı'nda emperyalist saldırılar teşhir edildi ve Devrimci Sol savaşçıları ve Lübnan'da hayatını kaybedenler anıldı. Berlin'de Sivas Şehitleri Anıldı Almaya Berlin'de her yıl Temmuz'un ilk haftası pazar günü yapılan, Sivas katliamını protesto ve şehitleri anma yürüyüşü, bu sene 4 Temmuz'da yapıldı. Hermanplaz'da başlayan yürüyüş Kreuzberg Orenienplatz'da yapılan mitingle bitirildi. 3 binden fazla kişinin katıldığı yürüyüşte Halk Cepheliler Sivas şehitlerinin resimleriyle yerlerini aldılar. Stammheim Davası Sona Erdi Almanya'da, hukuksuzca tutuklanan Türkiyeli devrimcilerin tecritte 16 ay tutsaklığının ardından, 17 Mart 2008'de başlayan ve 28 aydır, tutsakların ağır tecrit koşullarında, devam eden Stuttgart Stammheim davası sona erdi. 15 Temmuz günü davanın son duruşması görüldü. Mahkeme heyeti psikolojik sorunlu Hüseyin Hiram ve Türkiye'den gelen DHKP-C masası polislerinden Serdar Bayraktutan'ın ifadeleri doğrultusunda Devrim Guler'e 4 yıl 10 ay, Ahmet Düzgun Yüksel'e 5 yıl 4 ay ceza verdi. Üçte iki uygulamasının da yapılmayacağını söyleyen hakim, kaçma ihtimalleri olduğundan dolayı cezalarının tamamını yatacakları yönünde karar verdi. Kararı açıkladıktan sonra da "umarım bu size ders olur" diyen hakimin, bu davada anlaşmaya zorladığı tutsakların anlaşmayı kabul etmemelerinden dolayı intikam almak amaçlı ve keyfi ceza verdiği de dikkat çekti. Özgürlük Çağrısı 52. Haftada Almanya'nın Köln kentinde 17 Temmuz günü Dom Kilisesi önünde yapılan eylemle, Nurhan Erdem, Cengiz Oban, Ahmet İstanbullu ve Faruk Ereren için özgürlük istendi. Eylemde mahkemelere katılım çağrısı yapıldı. Stuttgart'ta Yaz Şenliği Almanya'da 17 Temmuz günü Stuttgart Ehterdingen'de Halk Kültür Evi 6. Geleneksel Yaz Şenliği yapıldı. 2 Temmuz'da Sivas'ta katledilenlerin ve 12 Temmuz 1992'de katledilen Devrimci Sol önder ve kadrolarının resimlerinin asıldığı şenlikte Halk Kültür Evi Tiyatro Ekibi, Grup Viyale, Çağdaş Mahzuni ve Güler Duman sahne aldılar. Sahneye "Kardeşlik Sofrasına Hoş Geldiniz" yazan pankartın açıldığı şenliğe 300 kişi katıldı. AVRUPA'daki BİZ Teslim alamıyorsan, baş eğdiremiyorsan, cezalandır! "Umarım bu size ders olur" diyordu kararı açıklayan, iki devrimciye ağır cezalar veren hakim. Aslında verdikleri kararı hangi amaçla verdiklerini saklamıyordu, emperyalizmin yargıçları. O bir cümlede kararın mantığı vardı. "Ders vermek" için ağır cezaları verdiler. Baş eğdiremedikleri, teslim alamadıkları, "uzlaşma adına" kendilerinin önünde diz kırmadıkları için yıllara varan cezaları verdiler. Devrim Güler'e 4 yıl on ay, Ahmet Düzgün Yüksel'e beş yıl dört ay ceza veren mahkeme, "kaçma ihtimalleri olduğu" gerekçesiyle, cezalarının tamamını yatacaklarını, "üçte iki uygulaması" nın uygulanmayacağı yönünde karar verdi. Emperyalizm sınıf kinini kusacak, ülkesinin bağımsızlığı için tecrite, ağır cezalara karşın düşüncelerinden ödün vermeyen iki devrimciyi ibreti alem olsun diye cezalandıracaktı. O nedenle devrimcileri Kasım 2006 yılından beri, neredeyse 4 yıldır ağır tecrit koşullarında tuttular. 4 yıl boyunca en temel haklarını kullanamadı devrimci tutsaklar. İki devrimcinin mahkemeleri tecritin ve tutsaklıklarının 16. ayında başladı. 16 ay duruşma yüzü görmediler. 17 Mart 2008'de başlayan ve 28 aydır, ağır tecrit koşullarında, devam eden Stuttgart Stammheim davası emperyalizmin dayatmaları altında ve cezalandırma mantığıyla bitirildi. Alman emperyalizmi, uzun süredir devrimcileri tutuklamaya, tecrit altında yıllarca tutup ağır cezalar vermeye devam ediyor. Stuttgart Stammheim davası tümüyle bu mantıkla açılan bir davaydı. Nitekim devrimcilerin uzun yıllardır tecrit altında tutulması, verilen cezaların somut "suçlamalar" a dayanmayıp, siyasi kararlar verilmesi nasıl bir politika güdüldüğünün de ifadesidir. Verdikleri ağır cezalar yanında, "kaçma ihtimalleri" diyerek, infaz sisteminde bile cezalandırma mantığı güttüler. İki devrimci hakkında somut deliller "üretemeyince" işkencecilerden, faşist katillerden yardım istediler. Türkiye kontrgerillasından yardım alarak, bir işkenceci polisi tanık olarak çağırdılar. Tüm bunlar, Alman emperyalizminin hukukunda ve adalet anlayışında devrimcilere olan düşmanlığı ve intikamcılığı göstermektedir. Emperyalizmin boyun eğdirmek için kullandığı hukuku devrimcilerin inançları karşısında hükümsüzdür. Saldırganlıklarının asıl nedeni budur. |
| 2010.07.25 |