| AKP'ye Verilecek Cevap Var
AKP'YE VERİLECEK CEVAP VAR!
AKP'YE KARŞI SAVUNULACAK ALTERNATİF VAR!




Bir adam ağlamaklı konuşuyor TBMM kürsüsünde. O kürsünün görüp geçirdiği riyakarlıkların en büyüklerinden birini sergiliyor.

Ülkemiz kan gölüyken kılını kıpırdatmayanlar, o kanın üzerinden aleni istismar yapıyorlar şimdi.

Ama daha önemlisi, asılanlar, işkencede öldürülenler, sanki dünde kalmış gibi anlatıyor her şeyi.

*

Kürsüde ağlamaklı konuşan adam, Türkiye Cumhuriyeti'nin başbakanı.

17 yaşında asılan Erdal Erenler'i anlatıyor. 17 yaşında tecrit altında katlettiği Abdullah Akçay'dan, sokak ortasında kendi polisleri tarafından kurşunladıkları Ferhat Gerçek'ten sözetmiyor..

Mamak'ta işkencede katledilen Hüseyin Kurumahmutoğlu'nu anlatıyor, Metris'te, kendi sorumluluğu altında katledilen Engin Çeber'i hatırlamıyor...

*

Diyor ki kürsüdeki riyakar:
"Metris'in, Mamak'ın duvarlarının dili olsa da konuşsa..."

Yıllardır konuşuyor o duvarlar ey Tayyip Erdoğan. Yıllardır konuşuyor. Siz duymuyordunuz sadece.

O duvarlar, yıllardır gündüzlere, gecelere sığmayan zulümleri anlatıyor; o duvarlar sizin cephenizin bulduğu en aşağılık işkence yöntemlerini anlatıyor. O duvarlar, destansı direnişleri, ilk iradi ölüm oruçlarını anlatıyor yıllardır.

Ve Tayyip Erdoğan, duvarlar konuşmaya devam ediyor hala.

Metris'in duvarları, 12 Eylül'deki gibi, zulmün sona ermediğini anlatıyor, Engin Çeberler'i anlatıyor.

Ama şimdilerde en çok F Tipleri'nin duvarları konuşuyor. Dinle bak; dinle ne söylüyor?

Sen TBMM kürsüsüne çıkıp, F Tiplerinin duvarlarının anlattıklarını aktarabilir misin?

*

AKP'nin 12 Eylül konusundaki pervasız yalan ve çarpıtmalarına VERİLECEK CEVAPLARIMIZ VAR!

AKP'nin "Anayasa Değişiklik Paketi"ne Karşı SAVUNULACAK BİR ALTERNATİFİMİZ VAR!

*

AKP, kendi belirlediği bir tartışma çerçevesi içinde tüm alternatif görüşleri boğmaya çalışıyor.

Eşi görülmedik bir demagojiyle, AKP'nin anayasa değişiklik paketine karşı çıkmayı 12 Eylül'ü onaylamakla özdeş göstererek, ülkemizin ilerici, demokrat kesimlerini adeta baskı altına alıyor.

Aydınlarımız, düzene açıkça kafa tutamadıkları, sorunların köklü çözümlerini savunamadıkları noktada, o tuzağa düşmekten kurtulamıyorlar.

Televizyonlardaki tartışma programlarında, AKP gericiliği ve onunla aynı saftakiler, saldırgan ve yargılayan bir konumda, ilerici aydınlarımızın büyük bölümü ise, tersine savunma konumunda, alternatif bir görüş ve çözüm sunamayan bir konumdadırlar.

Bu tablo çarpıktır.

Aydınlarımız yargılayan, hesap soran ve alternatif sunan olmalıdırlar.

AKP ve onun yandaşları, bu ülkenin soluna, ilerici, sosyalist hareketlerine, aydınlarına, tek bir kelime söyleyemezler.

Biz bu ülkenin faşizmle, emperyalizmle uzlaşmayan, zulüm karşısında direnen, bedeller ödeyen, yüzbinler halinde işkenceden geçirilen, binlerle ölenleriyiz.

Peki AKP kim?

Biz emperyalizme karşı bağımsızlık, faşizme karşı demokrasi, kapitalizme karşı sosyalizm mücadelesi verirken, onlar, Amerikan emperyalizminin kucağında, anti-komünizm temelinde yeşil kuşak projesinde yeralıp, halklara karşı savaşıyorlardı.

Biz, 12 Eylül faşist cuntasına karşı direnir ve direnmenin bedelini öderken, onlar, cuntayla uzlaşıp, cuntanın anayasasına evet demek için pazarlık yaparak, cuntanın zulmünü meşrulaştırıyorlardı.

*

AKP, hesap vermesi gerekendir
AKP, geçmişin hesabını vermek zorundadır


Bu ülkenin devrimcileri, aydınları, emekçileri cuntanın işkenceleri altında iken, onlar, cuntanın açtığı yoldan gericiliği örgütlemekle meşguldüler.

AKP'liler, yine çok kaba bir demagojiye başvurarak, halkı ve aydınları aptal yerine koyarak; AKP'nin "daha yeni bir parti" olduğunu, 12 Eylül döneminde olmadığını söyleyerek, bu eleştirileri savuşturmaya kalkışıyorlar.

AKP'yi kuran kadrolar, uzaydan gelmedi.

Her birinin tarihi, 12 Eylül öncesinin "komünizmle mücadele dernekleri"ne kadar uzanır. Daha o zamandan halka ve devrimcilere karşı işlenen cinayetlerden, halka karşı gerçekleştirilen Çorum, Maraş gibi katliamlardan sorumludurlar.

1980 yılları boyunca, İslamcı hareket içinde şu veya bu konumdadırlar. Refah Partisi iktidarında iktidar sorumluluğu taşıyanlardır.

Cemil Çiçekler, Abdulkadir Aksular, Vecdi Gönüller, 12 Eylül'ün sivil devamı olan hükümetlerin işkenceleri, infazları, faşist terörü yöneten kadrolarıydılar.

Abdülkadir Aksu'nun yönettiği polis teşkilatı tarafından kaç bin Necdet Adalı katledildi, Cemil Çiçek'in yönettiği hapishanelerde kaç yüz Erdal Eren hücrelerde katledildi?

AKP bunların hesabını vermek zorundadır.

AKP'lilerin ne Erdal Eren'den, ne Filistin'de katledilen bebeklerden, ne de Srebrenitsa katliamından bahsetmeye hakkı yoktur. Çünkü onların yönettiği ülke kayıplar, katliamlar, infazlar, işkenceler ülkesidir, tabutlar boy boy sıralanmıştır onların yönettiği ülkede de..

*

AKP, bugünün hesabını vermek zorundadır

AKP, 12 Eylül'ü sürdürüyor. Zulümde, bir çok konuda 12 Eylül cuntası dönemini fersah fersah geride bırakmıştır.

Anayasa değişikliği referandumunda "Yetmez ama evet" demek, AKP'nin zulmünü, sömürüsünü, halka düşmanlığını, katliamlarını, işkencelerini meşrulaştırmaktır.

- 2000-2009 arasında, sadece hapishanelerde 309 insan katledildi.

- 2007'de Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu çıktıktan sonra, 20'si karakollarda olmak üzere 83 kişi polis tarafından katledildi.

- Sadece 2007 yılı boyuncu 17 kişi dur ihtarına uymadığı için polis tarafından öldürüldü

- AKP iktidarı da 2002-2010 arasında 52 yeni hapishane yaptırdı... 86 Hapishane Daha Yapılacak!

12 Eylül cuntasının ilk işlerinden biri de hapishane yaptırmaktı. 12 Eylül'ü sürdüren kim?

- 12 Eylül döneminde hapishanelerdeki tutuklu ve hükümlü sayısının ulaştığı en yüksek rakam 1981'de 79.786 iken; AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında 59.429 bin olan tutuklu-hükümlü sayısı 8 yıllık iktidarları döneminde 30 Nisan 2010 itibariyle 119.112 kişiye ulaştı.

- 14 Şubat 2005 ile 1 Haziran 2010 tarihleri arasında "işkence yapmaktan dolayı" haklarında adli soruşturma açılan 309 polisten sadece 2'sine ceza verildi.

- AKP iktidara geldiğinde 98 olan ölüm orucu şehidi AKP döneminde 122'ye çıktı. 25 kişi AKP iktidarında tecrit nedeniyle katledildi.

- Hapishanelerde tecrit hala sürüyor.

- 19-22 Aralık katliamları başta olmak üzere, tüm katliam davalarında katliamcılar birer birer aklandı. Katliamcıları yargılama emaresi gösteren savcılar, hakimler, AKP iktidarı tarafından derhal görevden alındı.

- AKP iktidarı döneminde yapılan her 7 eylemden birinde polis saldırısı gerçekleşmiş. Böyle bir iktidarın demokratlığından veya demokratikleşmeyi hedeflediğinden söz edilebilir mi?

*

Herşeyi unutalım affedelim istiyorlar

İşbirlikçiliğin özeleştirisi yoktur.
İşbirlikçiliğe hala devam ediyorlar.

Halka düşmanlık politikasını hala hayatın her alanında sürdürüyorlar.

İki sahte gözyaşı damlası karşısında herşeyi unutalım istiyorlar.

Ağlayıp sızladıklarında, suçlarını yok sayalım istiyorlar.

Srebrenica'da tabutların başında "unutmayacağız, unutturmayacağız" diyen Tayyip Erdoğan, açığa çıkarılmamış yüzlerce kayıbın, failleri cezalandırılmamış binlerce faili meçhulun olduğu bir ülkenin Başbakanı olduğunu unutmuş görünüyor.

Ama biz unutmuyoruz.

8. yılına giren iktidarında arkasında bir kan deryası oluşturmuştur.

12 Eylül'de acı çekmiş insanların acısını dile getirmesi, küçümsenmemeliymiş. Küçümsemiyoruz. Bu riyakarlığı, AKP'nin halk düşmanlığına çekilmek istenen bu perdeyi önemsiyoruz. Ve bu riyakarlığı açığa çıkarmak, halk düşmanlığını gizlemek için ortaya çıkarılan "12 Eylül karşıtlığı" perdesini yırtıp atmak istiyoruz.

Yırtıp atmak ve AKP'nin anayasa değişikliği müsveddesinin karşısına Halk Anayasası Taslağı'nı koymak istiyoruz.

İşte alternatifimiz budur.

Eğer demokratik bir anayasa isteniyorsa, uğrunda mücadele edilecek olan budur.

Zalimlerin Gözyaşlarına Kanmayın!
2010.07.25
Geri Dön