| Röportaj: 40. Yılında Dev-Genç'lilerle

"Dev-Genç'li olmak, iddialı olmaktır. Kendini o okuldaki, o yurttaki tüm gençliğin temsilcisi olarak görmektir"



40 yıllık bir tarih... Bedellerle yazılmış, onurla gururla dolu 40 yıllık bir miras...

Dev-Gençliler bu yıl, Dev-Genç'in 40. yılını kutladılar. 40 yıllık onurlu bir tarihin, mirasın bayrağını dalgalandırmanın sorumluluğuyla hareket ettiler.

40. yılında Dev-Gençlilerle, Dev-Genç'in geride kalan bir yılı üzerine görüştük...

***

Yürüyüş: Bu yıl, Dev-Genç'in 40. yılıydı. Bugün Dev-Genç'in mücadele bayrağını taşıyan Dev-Gençliler açısından 40. yıl nasıl geçti? Bu seneye yayılan çalışmalarınızı, mücadelelerinizi özetleyebilir misiniz?

Bu yılın, Dev-Genç'in 40. yılına yakışır bir yıl olduğunu düşünüyoruz. Yıl daha tamamlanmadı ama bu 7 aylık süre içinde bile yaşadıklarımızı düşününce ne kadar çok şey yaşamışız diye düşünüyoruz.

Tarihimiz ilklerle dolu, 40 yıldır adeta bir kar makinası gibi, Dev-Genç'in tarihi yaratılan ilklerle dolu. Bu tarihe bu yıl yeni ilkler ekledik.

Örneğin, Edirne'de Dev-Gençliler'e linç saldırısına karşı yapılan direniş. Bir şehir bize yasak edilmişti. Ki biz "Amerika Defol Bu Vatan Bizim" diyorduk. Edirne kapılarında 250'ye yakın arkadaşımız 6 gün boyunca direndik, bekledik. Türkiye'nin pek çok ilinde de aynı anda eylemler başladı. "Edirne'ye Gireceğiz Bu Vatan Bizim" diyorduk. Ve dediğimiz gibi girdik. Sorun yalnız Edirne'ye girme sorunu değildi çünkü. Bağımsızlığı savunma hakkımız, en temel demokratik haklarımız, direnme hakkımız linç kültürü ile boğulmak isteniyordu. Eğer biz Edirne kapılarında 6 gün beklemeyip geri dönseydik, sonrasında pek çok yerde bu linç güruhları karşımıza çıkarılacaktı. Ve girdik Edirne'ye, 30 arkadaşımız ölümü göze alarak girdi. Bu çok büyük bir kararlılık.

Aklıma teker teker yaptıklarımız geliyor.

Bu yıl ki faaliyetlerimizden birisi İncirlik Üssü'nün kapatılması talebiyle yapılan kampanyaydı. Ve İncirlik yürüyüşümüz.

Amerika'nın Ortadoğu'daki zulüm karargahı olan bu üssü hedef gösterdik. "Van Minüt" diye şov yapmaya, halkları kandırmaya çalışan AKP'nin gerçek yüzünü anlattık. İncirlik Üssü'nün kapatılması için 318 bin imza topladık. İmzaları Meclise teslim ederken görevli memur şaşkınlığını gizleyememiş, "bu kadar imzayı nasıl topladınız ilk defa bu kadarını görüyorum" demişti.

Eyüp Baş Emperyalist Saldırganlığa Karşı Halkların Birliği Sempozyumu'na katıldık. Ki Dev-Genç'in mayasında anti-emperyalist mücadele vardır.

Bu seneki faaliyetlerimiz içinde başka bir ilk de Kızıldere'ye gidişimizdi. Dev-Genç'in önderi Mahir Çayanlar'ın Türkiye devriminin manifestosunu yazdıkları, "Biz Buraya Dönmeye Değil Ölmeye Geldik" dedikleri yerdi Kızıldere.

40 yıl önce olduğu gibi bu kez de orada olmak bedel ödemeyi önümüze getirecekti. Şu an Ankara'da tutuklanan arkadaşlarımız ve TAYAD'lı Aileler Mahir Çayanlar'ı andıkları için tutuklandılar.

40 yıllık onurlu tarihimize yazdığımız ilklerden birisi de 17 Mayıs'ta başlayan Ankara yürüyüşüydü. İstanbul'dan Ankara'ya tam 14 gün süren bir yürüyüş yaptık. 14 gün boyunca adım adım yürüyerek parasız eğitim talebimizi dile getirdik. Parasız eğitim için topladığımız imzalarımızı meclise verdik. "Kimseyi yürütmezler" dediler Kızılay'dan. Biz Başbakanlık ve Kuvvet Komutanlıklarının önünden geçerek TBMM'ye yürüdük. Elbette bunu copların, gazların, kızgın sıcağın altında gece gündüz direnerek kazandık. Şunu bir kez daha anladık: Ancak direnirsek kazanırız.

Bir ilk değildi Dev-Genç Kültür Şenliği, ama en son 1980 yılında yapılmıştı. Cunta nedeniyle bir daha yapılamamıştı. Bu yıl bir kez daha bu geleneği yeşerttik. Sadece Anadolu illerinden değil yurtdışından da konuklarımız oldu bu şenlikte. Filistin'den, Honduras'tan, Avrupa'dan. Tüm bu yaptıklarımızın karşılığında Mahir Çayan'ın dediği gibi bütün oklar üzerimize yağmakta gecikmedi.

40. yıl içerisinde 25 arkadaşımızı tutsak verdik. 6'sı çıktı 19'u hala tutuklu.

40. yıl daha bitmedi. Bu sayfaya daha nice ilk ve direniş ekleyeceğiz.


Yürüyüş: Devrimci Gençlik geleneğini taşımak ne demektir sizce? Bu geleneği taşıma iddiasının pratikteki karşılığı ne olmalı?

Dev-Genç deyince aklımıza cüretli, militan olmak, gençlik mücadelesini halkın ve ülkenin sorunlarından ayrı ele almamak gelir. Halkla iç içe olmaktır Dev-Gençlilik. Kendini akademik talepler ile sınırlamamaktır. İnançlı, coşkulu, atılgan, militan inisiyatif sahibi olan bir şekilleniştir. Tek başınayken okullarda örgütlenebilmektir. Okullarda faşist saldırılara karşı cüretle durabilmektir. Sadece "bana saldırırlarsa kendimi savunurum" gibi pasif bir anlayış değil, faşistleri oldukları yerlerden atmayı hedefleyen, aktif bir mücadele anlayışına sahip olmaktır. Nitekim 70'li yıllarda okullarda faşist işgalleri kıranlar sadece Dev-Gençliler olmuştur.

Bu ülkede faşizm vardır. Mücadele etmek, bedeller ödemeyi göze almayı gerektirir. Dev-Gençliler hiçbir zaman bedel ödemekten kaçınmadılar. Dev-Genç, bu 40 yıllık şanlı tarihi bedeller ödeyerek yazmıştır. Asıl olarak bu tarihi yazanlar, bu mücadeleye can veren kavgada ölümsüzleşen şehitlerimizdir. Dev-Gençli olmak kaçmamak, uzlaşmamak, mücadeleyi her koşulda sürdürmektir. Solun mücadeleyi bırakıp sindiği, mülteciliği seçtiği 12 Eylül cuntası döneminde de Dev-Gençliler mücadelede duraksamamışlardır.

Dev-Genç'li olmak, iddialı olmaktır. Kendini o okuldaki, o yurttaki tüm gençliğin temsilcisi olarak görmektir. O iddia ve güvene sahip olmaktır.

Dev-Genç geleneğini taşımak da tüm bunları hayata geçirebilmektir.


Yürüyüş: Şu an Dev-Gençliler'in, Gençlik Federasyonu'nun kaç tutsağı var?

Bu sene 25 arkadaşımız tutuklandı. Altı arkadaşımız daha sonra tahliye oldu. Şu anda 19 arkadaşımız hala tutsak. Hepsinin tutuklanma gerekçesi çok komik denecek kadar basit şeyler. Arkadaşlarımızın serbest bırakılması için kampanyalar örgütlüyoruz öncelikle. Onlara mektup ve kart yazarak dayanışmayı sağlıyoruz. İçeride onları yalnız bırakmamaya çalışıyoruz. Kitap ve elbise gibi ihtiyaçlarını karşılıyoruz.


Yürüyüş: Sahiplenme deyince, son olarak gözaltına alınan devrimci gençlerin sahiplenilmesi son derece güçlüydü. Şubenin önünde onları karanfillerle pankartlarla karşıladınız; bu örnek olacak, meşruluğu büyütecek bir tavırdı. Dev-Genç'in tutsakları sahiplenme anlayışını bize anlatır mısınız...

Ne Dev-Genç bizim için yalnızca bir isim, ne de 40 yıl bizim için yalnızca bir rakamdır. Dev-Genç bizim için cüretin adıdır, 40 yıl da kesintisizliğin ifadesidir. Bu 40 yıl içerisinde birçok şeyi göze alarak bedel ödedik. Ve bugün bu bedeli tutsaklarımız ödüyor. Bu yüzden de onlar bizim için değerlidir. Çünkü onlar ülkemizin bağımsızlığı, eğitimin herkes için eşit ve hak olması, yozlaşmaya karşı kendi kültürümüzü yaşatmak ve devrimci geleneklerimizi devam ettirmek için tutsak düştüler ve bu bedeli ödüyorlar. Bu yüzden de onlara sahip çıkıyoruz. Tutsak Dev-Gençliler bizim onurumuzdur.


Yürüyüş: Polis Gençlik Federasyonu'nun mücadelesini ve örgütlenmesini engellemek için kesintisiz bir çaba içinde. Bunların bir parçası da linç saldırıları.. Erzincan'da yaşadınız bunu, Edirne'de yaşadınız... Ne diyorsunuz bu saldırılara?

Evet, belirttiğiniz gibi mücadelemizi ve örgütlenmemizi engellemek için elinden geleni yapıyor polis. Kimi zaman linç saldırılarına başvuruyor, kimi zaman gözaltına alıyor, işkence yapıyor ve tutukluyor. Kimi zaman da takip ediyor, kaçırıyor, korku salmak istiyor.


Yürüyüş: Polisin yöntemlerinden biri de doğrudan ailelerinize yönelmek. Buna karşı siz neler yapıyorsunuz?

Özellikle bu yıl daha çok başvurduğu yöntem ailelerimizi bize karşı kışkırtmak. Evlerimize telefon açıyor, hatta kimi zaman pervasızca emniyete kadar çağırıp "oğlun- kızın teröristlerle arkadaşlık yapıyor" diyor. "Dikkat et" diyor. "Uzak tut çocuğunu onlardan" diyor. Ve üstü kapalı tehditle ailelerimizi duygusal olarak etkileyip bize karşı yönlendiriyor. Elbette polisin bu yöntemi de bizim mücadelemizi engelleyemiyor. Çünkü bizler Dev-Gençliler olarak hiçbir şekilde yılmadığımız gibi polisin bu saldırısı karşısında da yılmıyor ve tek tek ailelerimizi dolaşarak kim olduğumuzu, amacımızı, parasız eğitim istediğimizi, herkesin okuyabilme hakkı olmasını istediğimizi, demokratik bir üniversite ve lise istediğimizi, düzenin yoz kültürüne karşı kendi kültürümüzü yaşatmak istediğimizi anlatıyoruz.


Yürüyüş: Bir yanda gençliğin böylesine militan ve dişe diş bir mücadelesi varken, bir yanda da yumurta fırlatma gibi eylem biçimlerinin öne çıkarıldığını görüyoruz. Bunları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu tür eylemler salt protestoculuk yapmak için yapılan eylemlerdir. Ve ciddiyetsiz eylem tarzıdır. Bu tür eylemler, yapmak istediğin protestonun tamamıyla içini boşaltan, hiçbir anlam yüklemeyen, sadece protesto etmek için yapılan eylemlerdir.

Dev-Genç tarihine baktığımızda bu tarz eylemlere rastlayamazsınız. Bu eylem tarzı bedel ödemekten kaçışın göstergesi olan bir eylem tarzıdır. Oysa Dev-Gençliler 40 yılın hiçbir kesintinde bedel ödemekten kaçınmadılar. 40 yıllık şanlı tarihimizi bedel ödeyerek yazdık. Bundan sonra da hiçbir bedelden kaçınmayacağız. Geleneklerimize sahip çıkarak aynı eylem çizgimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Aramızdaki fark budur.


Yürüyüş: Farklı ülkelerden gençliğin katıldığı bir kurultay ve şenlik gerçekleştirdiniz. Ciddi bir katılım oldu... Sonucu nasıl değerlendirdiniz? Kurultay sonuç bildirgesinin en çarpıcı bölümlerini aktarabilir misiniz?

Bu sene düzenlediğimiz kurultay yurtdışından da çeşitli ülke gençliğinin ciddi bir katılımın olması yanıyla bir ilkti diyebiliriz. Bizim içinde önemli bir deneyim oldu. Yozlaşmanın bu kadar boyutlu olduğu ve eğitimin kırıntılarının dahi söz konusu olmadığı ülkemizde bunları gerekli gördük ve bunda da yanılmadık.

Örgütlenmemiz önündeki en önemli engellerden biri yozlaşmadır. Yozlaşmanın amacı halkın, toplulukların bireylere bölünüp parçalanması, yalnız, çaresiz, güçsüz insanlar haline getirilmesidir. Topluluğu değil yalnızca kendini düşünen bireyci, bencil insanlar oluşturmak yozlaşmanın hedefidir.

Yozlaşmayı engellemenin yolu; bizleri yozlaştırmaya çalışanlara karşı mücadeleden ve bizi uzaklaştırmaya çalıştıkları halk kültürüne daha fazla sarılmaktan geçiyor.

Yapabileceğimiz çok şey var. Yeter ki biraraya gelelim. Emperyalist kültürün istediği bireyler yerine örgütlü insanlar olalım.


Yürüyüş: Gelecek seneki programınız ve hedefleriniz nelerdir?

Gelecek sene de mücadelemizi kaldığımız yerden devam ettireceğiz. Hedefimiz tüm gençliği Dev-Genç ruhuyla mücadeleye katmak olacaktır. Parasız eğitim talebimizi yine sürdüreceğiz. Dev-Genç kültür şenliğini geleneksel hale getireceğiz ve kurultaylar örgütleyeceğiz. Yeni bir mücadele yılında örgütlülüğümüze güç katarak daha da büyüyeceğiz.

Dev-Genç'lilik, kendini akademik talepler ile sınırlamamaktır. İnançlı, coşkulu, atılgan, militan inisiyatif sahibi olan bir şekilleniştir. Tek başınayken okullarda örgütlenebilmektir. Okullarda faşist saldırılara karşı cüretle durabilmektir. Sadece "bana saldırırlarsa kendimi savunurum" gibi pasif bir anlayış değil, faşistleri oldukları yerlerden atmayı hedefleyen, aktif bir mücadele anlayışına sahip olmaktır.

Bu ülkede faşizm vardır. Mücadele etmek bedeller ödemeyi göze almayı gerektirir. Dev-Gençliler hiçbir zaman bedel ödemekten kaçınmadılar. Dev-Genç, bu 40 yıllık şanlı tarihi bedeller ödeyerek yazmıştır. Asıl olarak bu tarihi yazanlar, bu mücadeleye can veren kavgada ölümsüzleşen şehitlerimizdir.
2010.07.25
Geri Dön