| | Halka sıkılan her kurşunda, akla ilk POLİS gelmelidir! |
Gizlemeler, geçiştirmeler boşuna:
Şerzan Kurt'u polis vurdu! Halka sıkılan her kurşunda, akla ilk POLİS gelmelidir! Muğla'da 11 Mayıs gecesi bir grup faşist, ilerici, devrimci öğrencilere satırlarla, bıçaklarla saldırmış, daha sonra da saldırıyı polis tamamlamıştı. Saldırı sırasında evlerine giden ilerici 3 öğrenciyi polis, "bu taraftan gidin güvenliğinizi biz aldık" diyerek faşistlerin pusu kurduğu tarafa doğru yönlendirerek pusuya düşürmeye çalışmıştı. Faşist saldırının arkasında olan polis daha sonra ilerici, yurtsever, devrimci öğrencilere ateş açarak Şerzan Kurt'u ağır bir biçimde yaralamıştı. Uzun süre komada kalan Şerzan Kurt, 19 Mayıs günü yaşamını yitirdi. Şerzan Kurt'u katleden AKP'nin polisi ile ilgili olarak o dönem tek bir açıklama yapılmadı. Hatta Şerzan Kurt'un katledilmesi belirsiz bırakılmaya çalışıldı. AKP'nin polisi katletmiş ama üstünü örtmüşlerdi. Gencecik bir öğrenci polis kurşunu ile katledilmişti; ama burjuvazinin basını, suspustu. AKP'nin polisi, basın tarafından korunarak, katliamcılığı gizlendi. Yeri geldiğinde, işlerine geldiklerinde sıradan bir cinayet olayını günlerce diline dolayan, canlı yayınlarla programlar yapan medya Şerzan Kurt'un katledilmesini yok saymıştı. İddianame: "Göstericilerin üzerine doğru, isabet edecek şekilde ateş!.." Şerzan Kurt'u omuzundan vu-rarak katleden polis memuru hakkında müebbet hapis istemiyle dava açıldı. Muğla Cumhuriyet Savcısı Tarık Tuna tarafından hazırlanan iddianamede, "tutuklu sanık polis memuru G.Ş'nin bir pastanenin güvenlik kamerasının kayıtlarına göre göstericilerin üzerine doğru, isabet edecek şekilde ateş ederek sol omuz arkasından vurduğu" saptanmıştı. İlerici, yurtsever, devrimci öğrencilerin üzerine önce sivil faşistleri saldırtan, sonra da ateş açıp katleden AKP'nin polisiydi. Polis saldırıdan önce kışkırtıcılık yapmış ve sonra da katletmiştir. AKP'nin polisinin katilliğine dair, belgelere, kamera kayıtlarına, tanıklara ihtiyaç yoktur. AKP'nin polisi her fırsatta halka karşı silah kullanmaya devam ediyor. Unutulmasın ki, sadece 2007 yılında Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu çıktıktan sonra, 20'si karakollarda olmak üzere 83 kişi polis tarafından katledildi. O nedenle halka karşı sıkılan ilk kurşunda akla hemen polis gelmelidir diyoruz. AKP'nin polisi önce katlediyor sonra kılıfını buluyorlar 6 Aralık 2009 tarihinde Diyarbakır'da bir eylemde Dicle Üniversitesi öğrencisi Aydın Erdem polis tarafından başından vurularak katledilmişti. AKP'nin polisini aklamaya çalışan Savcılık "Erdem'e kurşunu kalabalık arasındaki, yüzünü poşuyla gizleyen PKK'li sıktı." diyerek yalanlarla gerçekleri gizlemeye çalışmıştı. Aydın Erdem'i AKP'nin polisi katletmişti. Savcılığın elinde bunun tersini kanıtlayacak tek bir somut belge, tek bir delil yoktu. Ama Savcılık için bunun çok fazla önemi yoktu. Polisi aklamak için yalanda mübahtı! Dikkat çekici olan şudur; AKP'nin polisi bu tür saldırılarda özel olarak hedef gözetiyor ve öldürücü olacak şekilde ateş açıyor. Görüleceği gibi sorun "üç-beş kendini bilmezin" ya da " üç-beş eğitimsiz polisin" işi değildir. * Görme özürlüye polis dayağı Üsküdar Çengelköy'de seyyar satıcılık yapan görme engelli Mehmet Elveren, polislerce darp edildi. 15 Temmuz günü Çengelköy'de seyyar satıcılık yaptığı sırada polisler Mehmet Elveren ile birlikte o sırada yanında bulunan kardeşi Ahmet Elveren'i Çengelköy Sabancı Polis Merkezi Amirliği'ne götürdü. Elveren, olay sırasında ziyaretine gelen kardeşinin seyyar satıcı olmadığını ve bu yüzden serbest bırakılmasını istedi. Polisler bu sırada "Bize işimizi sen mi öğreteceksin" diyerek kendisine saldırdı. Araya kardeşinin girmesi üzerine diğer polisler de kavgaya karışıp iki kardeşi darp etti. Mehmet Elveren'in kafasında, yüzünde ve kulağında derin darp izleri oluşurken iki kardeş Ümraniye Kâzım Karabekir Devlet Hastanesi'ne götürülerek rapor alındı. Ardından iki kardeş serbest bırakıldı. Ertesi gün Adli Tıp'tan darp raporu alan Mehmet Elveren polisler hakkında şikâyetçi oldu. |
| 2010.07.25 |