| Öğretmenimiz
GÖREV

ÖĞRENMEKTEN İBARETTİR

HER GÜN

YENİ BİR ŞEY ÖĞRENMELİYİZ



Devrimci yaşamımız boyunca; düşüncede, yaşamda, görev ve sorumluluklarımızı yerine getirmede ve faaliyetlerimizde adımlar atarız, gelişiriz.
Bu gelişme bazen hızlanır, bazen yavaş olur.
Bazen de olduğumuz yerde durur kalırız ki bu gelişim değildir.

Neden?

Kaygılar, tereddütler, korkular, küçük burjuva özlemler yaşanmaktadır.
Devrim iddiası, duygu ve düşüncelerde devrimci olan, artık korunmamakta, zayıflamakta, ikircikli bir ruh hali yaşanmaktadır.
Olan bitene ilgisizlik, duyarsızlık vardır.

Ya kaldırdığımız ayağımızı yere indirecek, Anadolu topraklarına sağlamca basacağız ve bir ayağı düzende bir ayağı devrimde olmaktan kurtulacağız, ya da o ayağımız bizi düzene, kapitalizme taşıyacaktır.

Kuşkusuz, bir devrimci dün yıkmak için mücadele ettiği, kapitalizme dönmek istemeyecektir.

Devrimci saflarda yaşadığı güzellikler, Cephe ailesinin onuru, kararlılığı, halkın mutluluğu için mücadelesi onun yerinin nerede olduğunu göstermektedir.

O haklının, doğrunun, güzelliklerin içinde yer alacak, dün savaştığı faşizmin zulmüne, vahşetine, işkence ve katliamlarına karşı direnişini ve mücadelesini sürdürecek ve zulmün ortağı olmayacaktır.

Savaşımızı sürdürürken ayağımızı havada tutarak dengede duramayız. Düşeriz ve yuvarlanacağımız yer burjuvazinin değirmenidir. İki ayağımızın da üzerine sağlam basmalıyız. Bir ayağımız düzende bir ayağımız mücadelede olamaz olmamalıdır.

Çünkü açlıkla, yoksullukla, sefaletle boğuşan, acılar içinde kıvranan milyonlar bizden daha fazla çalışmamızı, daha hızlı koşmamızı istiyor.
Halk kurtuluşu, özgürlüğü istiyor.
Bizim yerimiz kavganın içinde olmaktır.

Bir insan, etrafındaki hayat "amansız ve neşesiz" olduğu zaman, kendi "kişisel mutluluklarına" sığınma isteği duyar. Mutluluğu bütünüyle ailesi içinde yoğunlaşır, diyelim ki - yalnızca kişisel çıkarların sınırlı ufukları içinde. Ve durum böyle olunca, kişisel yaşamdaki herhangi bir talihsizliğin (hastalık, işini kaybetme ya da benzeri) felaketle sonuçlanması olasıdır. Bu kişinin uğrunda yaşayacak hiçbir şeyi kalmamıştır. Bir mum gibi söner. Artık uğrunda çabalayacağı bir hedefi yoktur, çünkü hedefleri salt bu kişisel yaşamın sınırlarıyla kuşatılmıştır. Bu yaşamın ötesinde, evin dışında, bütün insanların düşman olduğu bir vahşi dünya uzanır.
Kapitalizm, düşmanlığı, hasımlıkları kasten kışkırtır. Emekçi halk arasındaki birlikten son derece korkar. Oysa cephemiz köklü yoldaşlık, dostluk duygusunu teşvik eder. Bu herhangi bir insan için çok büyük bir ahlaki güç kaynağıdır. Kendisinin bir parçası olduğu, dostça bir topluluk duygusu... Ostrovski. Bir devrimciye zor gelen bir şey olur mu? Zor olan nedir? Devrim mücadelesi dümdüz, hiçbir engeli, güçlükleri, zorlukları olmayan, pürüzsüz bir yol izlemiyor. Bu mücadele içinde karşımıza birçok engel, zorluk çıkmaktadır, çıkacaktır. Engelleri aşa aşa, zorlukları yene yene yolumuza devam edeceğiz. Devrimci zorlukların üstesinden gelmesini, engelleri aşmasını bilendir. Bir devrimciye artık bir şeyler, herhangi bir iş, bir insana gitmek, bir eylem zor gelmeye başladı mı orada devrimci için tehlike çanları çalmaya başlamıştır. Artık o devrimci, sade, abartısız güvenli düşünememekte, hareket edememektedir.

Duygularıyla beynini bütünleştirememekte, beynini çalıştıramamaktadır.

Dün düşmana duyduğu öfkenin yerini yavaş yavaş korku, çaresizlik, güvensizlik doldurmaya başlamıştır. Bunların önüne beyniyle geçemediğinde her şey zor gelmeye başlar.

Engeller ve zorluklar aşılmaz değildir.

Korku yenilmez değildir. İstek, inanç belirleyici olur. Zor gibi görüneni devrim için, halk için gerekli diye düşünerek yapmaya çalışıyor muyuz?

Her zorluk emekle, yoğunlaşmayla, çalışmayla yenilir.

Her yerde, her koşulda çalışarak, öğrenerek zorlukların üstesinden gelebiliriz.

Kapitalizm insanlıktan çıkarır, canımıza kasteder, bu durumda devrimci kalmak, devrimci olmak insan kalabilme mücadelesidir.

Devrimcilik bırakılıp nereye gidilir, bundan sonra KATİLLERİMİZE Mİ İNANACAKSINIZ!

Devrimcilik meşruluğun verdiği güçle kendi öz güçlerinin farkına varmaktır.

Okulda, mahallede, fabrikada, bir birimde, bir alanda çalışan arkadaş; sınıfta, kahvede, otobüste, pazar yerinde, sendikada, insanlarla konuşmak, ajitasyon çekmek, propaganda yapmak mı zor geliyor sana? Peki, hiç konuşmayı denedin mi? Denize girmeden kumların üstünden denizi seyrederek ya da kumsalda oynayıp durmakla yüzme öğrenilebilir mi? Halkın karşısında konuşmak için önce kendi kendine prova yaparak, iki-üç-beş arkadaşın karşısında prova yaparak hazırlık yapabilirsin. Kitlenin karşısında bir kez konuştun, buradaki eksiklerini bulup çıkararak ısrarla devam ederek bunu başarıyla yapabilirsin. Bir bildiri, bir yazı yazmak mı sana zor geliyor? Deneyerek, yazarak, daha çok yazarak, bilgini arttırarak, yazmasını bilen bir arkadaştan öğrenerek yazabilirsin. Bir insana gitmek, bir eylemi yapmak mı sana zor geliyor? Hayır, bunlar da zor değildir, çalışarak ve öğrenerek bunları yapabilirsin. Bir devrimciye hiç bir şey zor gelmemelidir. Tarihimizi, şehitlerimizi öğrenmeliyiz. Zorluklar nasıl yenilmiştir? Orada büyük bir deney birikim, hazine vardır. Çalıştığımızda, öğrendiğimizde, yapamayacağımız bir iş, aşamayacağımız bir engel, yenemeyeceğimiz bir zorluk kalmayacaktır. Yapmamız gereken öğrenmektir. Her gün yeni bir şey öğrenmek, her gün yeni bir soruyu cevaplamaktır. Her gün bir sorunu çözmektir. Her gün bir çelişkiyi çözmektir.

Çözmek için, güçlenmek için, öğrenmeliyiz.
2010.07.25
Geri Dön